TDK’na göre ödünç kelimesi “ileride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey, geçici olarak sağlanan nesne” anlamına geliyor. Peki, aşk da geri alınmak şartıyla verilebilir mi?

Balkonumda tek başıma efkarlandığım bir gecede çalma listelerinden karışık şarkılar dinliyordum. “Her yanım yaralı, katilim ner’de? Bulunamıyor” diye zırlarken ufak bir aydınlanma yaşadım. Katillerim, onlara verdiğim ödünç aşklarla beni yaralayıp ödünç verdiğimi de yüzüme fırlatıp gitmişlerdi. Bu durumda suçlu onlar mıydı, yoksa onlara ödünç aşkla beni yaralama fırsatı veren ben mi hatalıydım?
![Aşk Ödünç Alınabilir Mi? julie delpy as céline, and ethan hawke as jesse [before sunrise, 1995]](https://saridefterim.com/wp-content/uploads/2026/08/Julie-Delpy-as-Celine-and-Ethan-Hawke-as-Jesse-Before-Sunrise-1995.jpg)
Tabii ki ben hatalıydım. İnsanların vadeli hesaplarına para aktarmak gibi sevgimi aktarıp günü dolduğunda sevgimi alıp gideceklerini fark edemediğim için hatalıydım. Ne demiş Gülşen, “Ödünç alınmaz aşk”.
Daha sonra ödünç alınan aşk kavramı üzerine düşündüm. Hiçbir zaman bize ait olmayan bir aşkı, bizim zannederek benimsememizdir ödünç almak. Zaten kendini belli de eder. Evin yaşça büyük çocuğunun kıyafetlerini giymek gibidir. Üstümüze tam oturmaz, potluk yapar; ama biz yine de daha iyisini bulamayız diye giyeriz ya da bazen koşullar bunu gerektirir. Hatta bazen, zaten ben ne giysem bana yakışmaz giyeyim gitsin diye düşünerek giymeye devam ederiz ki bu en yakıcısı. Kendimizi layık gördüğümüz aşk neyse onu yaşarız.

Bu aşk bazen bir eski sevgiliden ödünç alınır. Başka birinin bıraktığı boşluğu doldurmaya çalışırken, onun bıraktığı aşkı da ödünç alırız. Ancak o aşk hiçbir zaman bize ait olmadığı için bir noktada bırakmamız gerekir. Geçmişten ödünç almak geleceğe yaptığımız en büyük haksızlık olur. Geçmişin duygusunu yaşamaya veya geçmişin duygusunu yaşatmaya çalışırız. Olmaz ama, yapamayız. Duyguları da tıpkı anlar gibi geçmişte bırakmak gerekir. Hem duygular ait oldukları yerde kalmak isterler, hem de geleceğe taşımaya çalıştığımızda yorulur ve yıpranırlar.

Aşkı bir ihtimalden de ödünç alabiliriz. Asla gerçekleşmedi ama böyle çok güzel olabilirdi der ve bir ihtimale tutunuruz. O ihtimali oldurana kadar çaba harcarız. Bunu yaparken hem ihtimalden hem de gelecekten ödünç alırız. Bir gün her şey çok güzel olacak, bir gün beni sevecek ihtimaline tutunur o ihtimalden ödünç alırız aşkımızı. Peki ya hiç yaşanmamış bir aşksa? Onu kimden ödünç aldık? Olmamış bir ilişkinin sahibi kim? Belki de en tehlikeli aşklar bunlar; çünkü aşkı geri verebileceğimiz bir insan bile yoktur. Biz vardı zannederiz.

Ama işin özünde biliriz ki; ödünç aldığımız her aşk sahibine geri verilmeye mecburdur yoksa bunun adı hırsızlık olur. O yüzden eğer aşk, ödünç alınmış bir aşksa diretmeden ait olduğu yere bırakmalı ve sahibi olacağımız bir aşk için sicilimizi temiz tutmalıyız. Belki de ödünç aşk geri verilmez, sadece bırakılır.
