Yaklaşık bir haftadır hem kafam hem bedenim çok yoğundu. Kıbrıs’tan en yakın arkadaşım geldi ve son beş günü iki kız kardeşimle geçirdim. Kız gecelerinde dönen konulardan aklımda kalan bir soru oldu: Yakın arkadaşlar birbirlerine benzer deneyimler mi yaşar?
Ailemden sonra canımı verebileceğim iki kadın: Hale ve Tuğçe. Birbirimizden siyah, beyaz ve kırmızı kadar farklı üç kadınız. Ergenliğimizden genç kadınlığımıza uzanan yolculukta birbirimize yol arkadaşı olurken yolları aşılabilir kıldık. Şimdi ise bu yollar daha da eğimli hale geliyor ve ilerlemekte bazen çok zorlanıyoruz. Ama yine de aynı hızda ilerleyemesek bile birbirimizin elini tutup engelleri aşabiliyoruz.

Yolculuğumuzda fark ettiğim önemli bir detay, Tuğçe ve Hale ile benzer deneyimleri farklı zaman dilimlerinde yaşıyor olmamız. Detay veremeyeceğim kadar acı olaylar yaşarken, bunları birbirimizi daha rahat anlayabilmek için mi deneyimledik diye sorguladım. En basitinden, istediğimiz okulları kazanmamız bile üç yıl sürdü. En çarpıcı olanı ise ilişkilerimiz. Daha doğrusu, iletişemediklerimiz. Fiziksel görünümleri farklı olsa dahi bize hissettirdikleri, bizi terk edişleri ve bize sundukları bahaneleri benzer olan erkekleri seçiyoruz.
Bu konuya dair yapılan araştırmaları incelediğimde, sosyal olarak birbirine yakın arkadaşların paralel hayat deneyimleri yaşayabildiğini gördüm. Biz farklı ülkelerdeyken bile benzer deneyimlere imza attık. Oysa araştırmalar, zamanında çok vakit geçirmiş arkadaşların bir süre sonra stresle başa çıkma yöntemlerinin ve risk alma eğilimlerinin de benzer hale gelebildiğini söylüyor. Belki de bu, onlarla birlikteyken ya da onları hissettiğim her an neden daha cesur olduğumu da açıklıyordur.

Seçtiğimiz erkekleri ve yaşadığımız ilişki deneyimlerini düşündüğümde geçmişe ışınlandım. Birbirimizi ne kadar seversek sevelim, bu sevgi bize yetmemişti. İkimiz de kendi değerimizi bize sorgulatan insanlara çekilmiş ve birbirimizi hiç durdurmamıştık. Kendi değerimizi öyle bir sorgulamıştık ki birinin “Seni seviyorum.” demesi için kendimizden ödün verip durmuştuk. Onlar da bu zaafımızı fark edip bizi kendi zevkleri uğruna yontmuş, en sonunda kim olduğundan şüphe eden ve kimliklerini kaybeden kadınlara dönüşmüştük.
Bugün ise geçmişin karanlık dehlizlerinden Gibi’nin bir bölümünü izleyerek uzaklaşabilen güçlü kadınlarız. Yine birbirimizin elini bırakmıyoruz ama herkesten önce kendi elimizi kendimiz tutuyoruz. Böylece diğerinin ihtiyacı olduğunda, kısa sürede toparlanıp ona koşabiliyoruz.
