Eski İlişkilerimizi Neden Unutamayız?

Son zamanlarda sevdiğim üç insanın ilişkileri bitti. Kendi flört ayrılıklarımı da eklersem dört diyebilirim. Bu süreçte fark ettim ki benim sevdiğim insanlara bilerek yanlış yapanları hayatımdan uzaklaştırabiliyorum. Gerçi ben artık beni rahatsız eden her insanı uzaklaştırabiliyorum. Yakın zamanda iki eski partnerimi ve bir eski arkadaşımı çıkardım. Tertemiz hissediyorum. Sırf görme ihtimalim var ya da ayıp olmasın diye birilerini sosyal medyamda da tutmuyorum. Galiba ben Seda Sayan olma yolunda ilerliyorum.

Gelelim eski sevgili meselesine. Her birimizin hayatında bir kez de olsa sorduğu o soru: Neden unutamıyorum? Bu illa eski sevgili olmayabilir; bazen eski bir arkadaşımızı da takıntı derecesinde düşünebiliriz ya da ailemizi. Ama ben eski sevgiliye odaklanacağım şimdilik. Öncelikle araştırmalardan bahsedeceğim, sonra lüzum görürsem kendi fikrimi belirtirim. Koskoca insanlar araştırmalar yaparken benim fikrimden bahsetmemin yakışık alacağını düşünmüyorum.

 19

İlk araştırmamız biyolojik antropolog Dr. Helen Fisher ve arkadaşlarına ait. Kendisini rahmetle anıyorum. Helen ablamız ve arkadaşları der ki: Sevdiğiniz birinden ayrı kalmak, madde bağımlılarının yoksunluk krizine benzer. Bu ablamız, severek ayrılan ve buna yanan insanları toplayarak onlara eski sevgililerinin fotoğraflarını göstermiş. Eski sevgilisini gören insanların beyinlerinde ödül, motivasyon ve arzu ile ilişkili bölgelerin aktifleştiğini görmüşler. Yani beynimiz ilişki esnasında partnerimizi “ödül” ile ilişkilendirdiği için ayrılık sonrasında onları hâlâ arıyoruz. İradesiz ya da zayıf değiliz dostlar, sadece beynimiz ödülünü tekrar kazanmak istiyor.

 22

Deneysel psikolog Ethan Kross’un yaptığı araştırma ise en çok dikkatimi çeken oldu. Çünkü ben ayrılık yaşayan her arkadaşımı ve nadiren kendimi gözlemlediğimde fiziksel acı görüyordum. “Birinden ayrıldığımızda fiziksel bir acı çekiyoruz, ulan neden?” diyordum. Ethan Bey açıklamış sağ olsun. Şimdi arkadaşlar, bu abi de almış terk edilen garibanları ve onlara eski sevgililerinin fotoğraflarını gösterip ayrılık anına gitmelerini istemiş. Ardından fark etmiş ki bu kişilerin beyninde fiziksel yaralanma anında aktifleşen kısım aktifleşiyor. Sonuç olarak ayrılık yaşadığımızda fiziksel acıyla duygusal acı ortak sinirsel süreçlerden geçiyor.

“Biz zeytin yemiyoruz.” “Biz Nolan’dan pek haz etmeyiz.” sözleriyle kafamızı şişiren sevgililerin ayrıldıkları zaman neden yıprandıklarını da Erica Slotter Hanımefendi bulmuş. Romantik bir ilişkide partnerlerin benlik algıları zamanla birbirlerinin içine geçer ve “biz” olurlarmış. Dolayısıyla bir süre sonra ilişki, kişinin kim olduğuna dair algısının bir parçası hâline gelirmiş. Ayrıldıktan sonra da kişi sadece partnerini değil, partnerinin yanındaki kendi benliğini de kaybedermiş. E tabii zihin kolaya kaçıyor; kendine yeni bir benlik inşa etmeye çalışırken hep eskiye kilitleniyor ki uğraşmasın.

 21

Benim dikkatimi çeken araştırmalar bunlardı. Öte yandan, ortamlarda kendi kendimize konuştuğumuz konular da aslında araştırılmış. Örneğin, “Hikâyeniz yarım kalmış gibi hissediyorsan, tamamlanması lazım, yoksa unutamazsın.” derim ben tüm arkadaşlarıma. Onun adı Zeigarnik Etkisi’ymiş. Zeigarnik Etkisi romantik ilişkiler için yapılan bir tanımlama değil bu arada. “Sürekli onu unutmam lazım.” deme, beynin olumsuz konuşsan da yine ona odaklanır deriz mesela; bunun adı da “İronik Süreç Teorisi” imiş.

Her şeyin bir adı var yani. İlle de her şeyi adlandırmak mı gerek be? Bir şeye de isim vermeyelim. Yok bilmem ne teorisi, yok beynin bilmem ne bölümü. Kardeşim, sevdik, çok sevdik; şimdi de sevdiğimiz birey yok. Olmayacak da. Üzgünüz işte. Nedeni, niçini mi var?

Ayrılık acısı ölüm acısına çok benziyor. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku filminde şöyle bir replik vardı: “Ayrılıklar, az acılı bir ölümün provasıdır.”

 20

Gerçekten de öyle. Ölen insan da hayatında değil, ayrıldığın insan da. Tek fark nefes alabiliyor olması. Bizim için veya bizimle almıyor artık o nefesi, orası ayrı ama yine de alıyor. Bazen bunu bilmek bile güzel günleri anımsamak için yeterli oluyor.

Hiçbir eski sevgilim hayatımda değil, olmasınlar da; ama bir yerde derin derin nefes alıp yaşamın her anının tadını çıkarsınlar. Çünkü ben öyle yapacağım.